Radyasyonun Etkileri Nelerdir?

Radyasyonun Etkileri

Her gün çeşitli şekillerde iyonize radyasyona maruz kalıyoruz. Yaşamımızı kolaylaştırdığı için, güvenlik amacıyla ya da hastanelerde hastalıkların teşhisi ve tedavisi amacıyla kullanılan cihazlar, sinirsel iletimde yaralanmalar ve vücutta sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Elektromanyetik frekanslar ve iyonize radyasyon, canlı dokulardan geçerken hidroksi radikalleri ve süperoksitler gibi reaktif serbest radikallerin oluşumuna yol açmaktadır. Meydana gelen bu radikaller vücutta hücre elemanlarını (DNA, proteinler veya hücre zarı) etkileyerek hücre hasarı, hücre işlev bozuklukları ve ölümüne varan bir seri tepkimeye neden olabilmekte ve neticesinde demiyelinasyon (sinirlerin miyelin kılıfı hasarı) ve normal hücre döngüsünde bozukluklara yol açabilmektedir.

Elektromanyetik Alan ve Elektrosensitivite

Manyetik alan elektrikle çalışan her sistemin ortaya çıkardığı potansiyel enerjidir. Manyetik kirli ve temiz manyetik alanlar olarak ikiye ayırmak gerekiyor. Temiz manyetik alan doğanın, bitkilerin, toprağın bize uyguladığı manyetik alanlar. Bu alanlar insan vücudunda elektriksel akımı dengeleyen manyetik alanlardır. Kirli diye tabir ettiğimiz manyetik alanlara ise insanların girdiği zaman çok büyük sorunlar yaşadığını görüyoruz. Çağımızın vazgeçilmez tutkusu olan bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar gibi cihazların dijital ekranlarının yaydığı yüksek enerjili mavi ışık ile yüksek gerilim hatları çok yüksek frekansta manyetik alanlar yaratıyorlar. Bu da bizim hormon düzenimizden tutun, bağışıklık, sindirim ve kan dolaşım sistemimize kadar etkiliyor. Bu yüksek enerjili mavi ışık vücudun derinliklerine ulaşarak burada serbest radikaller meydana gelmesine ve elektrosensitiviteyle birlikte birçok organda hasara yol açabildiği biliniyor.

Her bireyin eşsiz ve birbirinden tamamen farklı bir metabolizması olduğu gerçeği doğrultusunda tabi ki insanlar elektromanyetik maruziyet sonucu da ortak semptomlar göstermiyor – ancak bu zararlı manyetik alanların hiçbir etkisinin olmadığı anlamına da gelmemeli. Artrit, Multipl skleroz, lupus, parkinsonlar, alzheimer, fibromiyalji, lyme ve diğer otoimmün hastalıklarla ilgili semptomlar genellikle kablosuz teknolojiye kronik aşırı maruz kalma ile tetikleniyor.  Bilim dünyası bu semptomlara ek olarak erektil disfonksiyon ve sperm kalitesine bağlı infertilenin de modern dünyamızda artık erkekler için yaygın bir sorun olduğunu bildiriyor. Bu yönde yapılan birçok araştırma sonucu, cep telefonunu cebinde tutan erkeklerin düşük sperm sayısına sahip olduklarını ortaya koyuyor. Prostat kanserinin ise görülme sıklığı cep telefonun piyasaya sunulmasından bu yana hızla yükseldiğini  gösteriyor.

Elektrosensitivesi olan bireyler sıklıkla baş ağrısı, beyin sisi, vücutta meydana gelen ağrı ve kramplar, anksiyete, depresyon, mide bulantısı, düşük tansiyon, kızarıklıklar, uyku sorunu, motive olamama, düşük enerji seviyesi olarak ortaya çıkmakta ve kişi elektromanyetik alana girdiğinde aslında hafifletilebilen birçok semptom yaşıyor. Hafifletilebiler diye ifade ediyoruz çünkü sağlıklı bir kişi kısa süreli elektromanyetik maruziyetlerinden çabucak kurtulabilir, ancak eğer birey çok fazla elektrosmog bulunan bir ortamda çalışıyor veya yaşıyorsa, toksinler, virüsler, bakteriler, stres ve kafein gibi uyarıcılar ile kullandığı sakinleştirici maddelerden dolayı çok fazla vücut yükü vardır. Bu kablosuz iletişim teknolojimiz ile birleşen hızlı ve modern yaşam tarzımız,  beden-zihin-ruh sağlığımız üzerinde dramatik  bir seviyede artarak birçok olumsuz etki yaratabilir.

Radyasyon hakkında yazılarımız sizlerle ↵

Yorumlarınızı Bekliyoruz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.